Tarladan pazara fiyat uçurumu: Kazanan az, kaybeden çok
Türkiye’de tarım sektöründe son yıllarda hızla artan girdi maliyetleri üretim üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. TÜİK verilerine göre tarımsal girdi fiyatları yıllık bazda yaklaşık yüzde 30-35 bandında artarken, bazı kalemlerde bu oran çok daha yukarı çıkıyor.
Özellikle gübre fiyatlarındaki artış dikkat çekici. 15-15-15 kompoze gübre fiyatı 2025’te 16 bin 750 TL iken yaklaşık yüzde 40 artış ile 2026’da 23 bin 400 TL’ye çıktı. Üre gübresi 17 bin 400 TL’den 26 bin TL’ye yükseldi ve DAP gübresi bazı bölgelerde 35 bin TL seviyesine ulaştı.
Mazot fiyatlarında da ciddi yükseliş görülüyor. Yıllık bazda yüzde 26-30 artış yaşanırken, son iki yılda artışın yüzde100’ü aştığı ifade ediliyor.
Bu tablo, üretim maliyetlerinin hızla yükseldiğini ve çiftçinin maliyet baskısı altında kaldığını gösteriyor.
Girdi maliyetlerindeki artış üretimi nasıl etkiliyor?
Artan maliyetler nedeniyle çiftçiler; gübre kullanımını azaltıyor, ekili alanları daraltıyor ve bazı ürünlerde üretimden tamamen çekiliyor.
Uzmanlara göre bu durum, bakım eksikliği ve verim düşüşüne yol açıyor. Nitekim artan maliyetlerin çiftçileri üretimden vazgeçmeye zorladığı açıkça belirtiliyor.
Ayrıca sektör temsilcileri, mevcut koşullarda tarımın bazı bölgelerde sürdürülemez hale geldiğini vurguluyor.
Üretici neden yeterince kazanamıyor?
Verilere göre ürün fiyatları maliyet artışı kadar yükselmiyor. Alım fiyatlarının yetersiz kalması sebebiyle buğdayda açıklanan fiyatların maliyetin altında kaldığı ifade ediliyor. Ve çiftçi borçları yüzde 50 artarak 996 milyar TL’ye ulaştı.
Destekler mazotun yüzde 50’sini, gübrenin yüzde 25’ini karşılıyor ancak bu oran artan maliyet karşısında yetersiz kalabiliyor
Sonuç olarak üretici çoğu zaman ürününü maliyetine yakın ya da altında satmak zorunda kalıyor.
Tarladaki fiyat ile pazardaki fiyat farkı neden yüksek?
Tarladan sofraya fiyat farkının büyümesinde; aracı sayısının fazlalığı (komisyoncu, hal, nakliye), nakliye ve enerji maliyetleri (mazot etkisi), depolama, fire kayıpları ve plansız üretim ve arz dengesizliği gibi birkaç temel faktör öne çıkıyor.
Uzmanlar, özellikle lojistik maliyetlerin ve aracı zincirinin fiyatı katladığını belirtiyor. Tarımda yapısal sorunlar nedeniyle ürünün tarladaki fiyatı ile market fiyatı arasında katlanarak artan bir fark oluşuyor.
Bu süreç tüketiciye nasıl yansıyor?
Artan maliyetler ; gıda enflasyonunun yükselmesiyle, sebze-meyve fiyatlarının sık sık dalgalanmasıyla ve dar gelirli kesimin gıdaya erişiminin zorlaşmasıyla zincirleme şekilde tüketiciye yansıyor.
Çiftçi kazanamazken tüketici de pahalıya tüketmek zorunda kalıyor. Bu durum “çiftçi kazanamıyor, tüketici pahalıya alıyor” şeklinde özetleniyor.
Çiftçiler üretime devam etmekte zorlanıyor mu?
Sahadan gelen veriler ve açıklamalar, çiftçilerin ciddi şekilde zorlandığını gösteriyor. Girdi maliyetleri bazı kalemlerde yüzde 45-80 arasında arttı. Tarım sektörü bazı dönemlerde daralma yaşadı ve çiftçiler ayakta kalma mücadelesi verdiğini ifade ediyor.
Birçok üretici için tarım artık düşük kârlı hatta zarar edilen bir faaliyet haline gelirken, genç nüfusun tarımdan uzaklaşması da dikkat çekiyor.
Genel değerlendirme
Türkiye’de tarım sektörü; yüksek girdi maliyetleri, yetersiz üretici geliri ve tedarik zinciri sorunları nedeniyle çok yönlü bir krizle karşı karşıya.
Bu tablo, hem üretimde sürdürülebilirliği hem de gıda fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Uzmanlara göre çözüm; maliyetlerin düşürülmesi, planlı üretim ve aracı zincirinin kısaltılması gibi yapısal adımlardan geçiyor. (İLKHA)