Rusya'dan İran'a "diplomatik kalkan"
Rusya'nın İran'a doğrudan askeri destekten çok daha önemli bir katkı sunduğu belirtiliyor. Moskova'nın siyasi ve diplomatik duruşu, Tahran'ın uluslararası yalnızlığını kıran temel unsur olarak öne çıkıyor.
Rusya ile İran arasındaki temaslar, Moskova'nın bölgedeki rolünü yeniden gündeme taşıdı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Moskova ziyareti, iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin derinliğini bir kez daha ortaya koyarken, Rusya'nın İran'a sağladığı desteğin askeri boyuttan ziyade diplomatik alanda yoğunlaştığı değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre Rusya, ABD ve siyonist rejimin İran'a yönelik saldırılarını açık şekilde "saldırganlık" olarak nitelendirerek Tahran'a uluslararası alanda güçlü bir siyasi destek sağlıyor. Moskova'nın bu tutumu, İran'ın küresel düzeyde yalnızlaşmasını engelleyen en önemli faktörlerden biri olarak görülüyor.
Rusya'nın yaklaşımı, askeri ittifaktan ziyade siyasi denge üzerine kurulu. 2025 yılında imzalanan anlaşmaya rağmen iki ülke arasında doğrudan askeri müdahaleyi kapsayan bir ittifak bulunmazken, Moskova'nın Körfez ülkeleriyle ilişkilerini de gözeterek daha temkinli bir strateji izlediği belirtiliyor.
Buna karşın Rusya, İran'a yönelik ekonomik yaptırımlara ve deniz kuşatması gibi adımlara açık şekilde karşı çıkıyor. Moskova, Birleşmiş Milletler dışında uygulanan yaptırımları tanımadığını vurgularken, krizin çözümü için askeri değil diplomatik yolların tercih edilmesi gerektiğini savunuyor.
Analizlere göre bu tutum, İran açısından önemli bir kazanım sağladı. Tahran yönetimi, ABD ve siyonist rejime karşı yürütülen süreçte askeri baskıya direnç gösterirken, aynı zamanda uluslararası alanda tamamen izole edilmekten kurtuldu. Avrupa ülkelerinin savaşa mesafeli durması ve Çin'in askeri seçeneğe karşı çıkması da bu tabloyu destekledi.
Öte yandan uzmanlar, ABD'nin askeri kapasitesinin hâlâ güçlü olduğuna ve ilerleyen süreçte yeni saldırı ihtimallerinin tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekiyor. Ancak son gelişmeler, Washington'ın askeri seçeneklerle hızlı ve kesin sonuç alma kapasitesinin sınırlı olduğunu da ortaya koydu.
Rusya açısından ise kısa vadeli kazanımlar yerine uzun vadeli istikrarın öncelikli olduğu ifade ediliyor. Enerji fiyatlarındaki artış gibi geçici avantajlara rağmen, Moskova'nın bölgedeki büyük bir savaşın ekonomik ve siyasi risklerinin farkında olduğu vurgulanıyor.
Sonuç olarak, Rusya'nın İran'a sunduğu en kritik desteğin askeri yardımdan ziyade diplomatik ve siyasi bir "kalkan" olduğu değerlendiriliyor. Bu durum, bölgedeki güç dengelerinde yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlanıyor. (İLKHA)