Mardin’in Midyat ilçesinde Dünya Kudüs Günü dolayısıyla basın açıklaması düzenlendi
Mardin’in Midyat ilçesinde Dünya Kudüs Günü dolayısıyla düzenlenen basın açıklamasında Kudüs, Gazze ve Mescid-i Aksa’da yaşananlara dikkat çekildi. Peygamber Sevdalıları adına açıklama yapan Murat Yalçın, “Kudüs’ün özgürlüğü yalnızca Filistin’in değil, insanlığın ortak barış meselesidir.” dedi.
Mardin’in Midyat ilçesinde Dünya Kudüs Günü münasebetiyle basın açıklaması düzenlendi. Midyat Veysel Karani Camii önünde gerçekleştirilen etkinlik, Midyat Peygamber Sevdalıları Temsilciliği tarafından organize edildi.
Çok sayıda vatandaşın katıldığı programda Kudüs ve Gazze’ye destek sloganları atıldı. Peygamber Sevdalıları adına basın açıklamasını Murat Yalçın okudu.
Programda bir araya gelen vatandaşlar sık sık Gazze ve Mescid-i Aksa’ya destek sloganları atarken, İsrail ve ABD aleyhine sloganlar da yükseldi.
Basın açıklamasını okuyan Murat Yalçın, Kudüs’ün yalnızca Filistin halkının değil bütün Müslümanların ve insanlığın ortak mirası olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün burada, sadece bir bölgenin değil, tüm insanlığın vicdan durağı olan Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze’de yaşanan soykırıma dur demek; bu beldeleri elde etme adına siyonist yayılmacılığın küresel barışı nasıl bir uçuruma sürüklediğine dikkat çekmek ve İslam coğrafyasının dört bir yanında yakılan fitne ateşine karşı vahdeti haykırmak için toplanmış bulunmaktayız. Kudüs yalnızca Filistin halkının değil, bütün Müslümanların ve bütün insanlığın ortak mirasıdır. Mescid-i Aksa ise Müslümanların ilk kıblesi ve mukaddes mabedlerinden biridir. Ancak bugün Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze; siyonist işgal rejiminin sistematik saldırıları ve yayılmacı politikaları altında ağır bir kuşatma yaşamaktadır.”
“siyonist akıl kendi güvenliğini komşu ülkelerin yıkımında aramakta”
İşgal rejimin Gazze’de başlattığı saldırıların bölge geneline yayıldığını belirten Yalçın, İşgal rejimi israilin Gazze’de başlattığı ve bugün Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e ve İran’a yaydığı çatışma süreci asla bir ‘güvenlik’ meselesi değildir. Bu, ‘Arz-ı Mev’ud’ hezeyanıyla bölge ülkelerini zayıflatma, parçalama ve köleleştirme operasyonudur. siyonist akıl kendi güvenliğini komşu ülkelerin yıkımında aramakta, attığı her adımda dünya barışının altına dinamit döşemektedir. Bu saldırganlık ‘israiliin güvenliği’ bahanesi altında bütün bölgeyi dizayn etmeyi hedefleyen emperyal bir projeye dönüşmüş ve dünya barışını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır. Bugün Ortadoğu, modern dünyanın gözleri önünde sistematik bir yok etme operasyonuna sahne olmaktadır. Gazze’de taş üstünde taş bırakmayan, Kudüs’ün mahremiyetini çiğneyen bu terör mekanizmasının lokomotifi olan Amerika ve İsrail ikilisinin bölgedeki yayılmacı emelleri, bölgedeki kaosun ana kaynağıdır. Okulların, hastanelerin ve mülteci kamplarının bombalandığı bu saldırganlık uluslararası hukuku ayaklar altına almakta, dünya ekonomisini ve küresel barışı tehdit eden krizleri derinleştirmektedir.” dedi.
“Gazze’de ve bölgede dökülen her damla kanda pay sahibidir”
Müslümanların birlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, İslam dünyasına çağrıda bulunarak, “Ancak bu saldırganlığın arkasında yalnızca İsrail ve Amerika yoktur, İngiltere de vardır. Dün Filistin’i Siyonistlere teslim eden Balfour Deklarasyonu’nun mimarı olan bu kirli zihniyet, bugün de Gazze’de ve bölgede dökülen her damla kanda pay sahibidir. Amerika ve İngiltere’nin siyasi, diplomatik, lojistik ve askeri desteğiyle yürütülen bu süreç Filistin’deki zulmün sürmesine zemin hazırlamaktadır. Emperyalist güçler kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakıp İslam coğrafyasına karşı birleşmişken bugün Müslümanlara düşen kendi aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakmaları, ümmet bilincini yeniden güçlendirmeleri, mazlumların yanında güçlü bir duruş sergilemeleri ve vahdet içinde hareket etmeleridir. Gazze’de dökülen kan ile Yemen’de açlıktan can veren çocuğun feryadı birdir.” şeklinde aktardı.
“Kudüs’ün özgürlüğü yalnızca Filistin’in meselesi değil insanlığın ortak barış meselesidir”
Yalçın, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın özgürlüğünün dünya barışı açısından hayati önemde olduğunu söyleyerek, “Kudüs’te adalet sağlanmadan dünya barışının kalıcı olması mümkün değildir. Mescid-i Aksa’nın özgür olmadığı, Filistin halkının kendi topraklarında özgürce yaşayamadığı, işgal ve zulmün devam ettiği bir dünyada gerçek ve kalıcı bir barıştan söz etmek mümkün değildir. Kudüs’ün özgürlüğü yalnızca Filistin’in meselesi değil insanlığın ortak barış meselesidir. Peygamber Sevdalıları Vakfı olarak diyoruz ki; Kudüs sadece bir şehir değil bir imandır, Mescid-i Aksa sadece bir cami değil bir davadır. Siyonizm ve emperyalizmin bu topraklardan sökülüp atılması için tek çare ümmetin vahdetidir. Bizler haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlar olmayacağız. Kudüs’ün özgürlüğü insanlığın özgürlüğüdür. Siyonist işgal ve onun destekçileri tarihin çöplüğüne gömülene dek mücadelemiz sürecektir.” ifadelerini kaydetti.