Ali Özdemir - Merkez Medya

Bakan Kurum: "Finansman yoksa dönüşüm olmaz, teknoloji yoksa hızlanma olmaz"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, '30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü' etkinlikleri çerçevesinde gittiği ABD'de, BM Genel Kurulu Daimi Temsilcileri'ne Türkiye'nin COP31 ev sahipliği ve başkanlık sürecine ilişkin bilgilendirme yaptı.

27 Mar 2026 - 22:20 YAYINLANMA
0 GÖSTERİM
Bakan Kurum: "Finansman yoksa dönüşüm olmaz, teknoloji yoksa hızlanma olmaz"

Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız'ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, COP31 Müzakere Başkanı, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen'ın video mesajı yayımlandı.

Programa 100'ün üzerinde ülkeden temsilciler, BM Genel Sekreteri İklim Eylemi Özel Danışmanı Selwin Hart, BM Kalkınma Programı (UNDP) Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve 15 BM kuruluşundan üst düzey temsilcilerin yanı sıra önceki dönem COP başkanlıklarının temsilcileri katıldı.

Konuşmasının başında Ortadoğu'da yaşanan gerginlikler, Hürmüz Boğazı'ndaki enerji krizi ve devam eden Ukrayna-Rusya çatışmasına dikkat çeken Bakan Kurum, tüm bunların yanında küresel çapta etkisi süren kuraklık, su stresi ve aşırı hava olaylarının arttığını, iklim krizinin olumsuz etkilerinin siyasi, ekonomik, kültürel bir dönüşümü tetiklediğini söyledi.

Türkiye'nin çizilen bu zorlu tabloya karşı, barış ve huzuru hakim kılmak için son derece yapıcı bir diplomasi ve çözüm odaklı bir duruş sergilediğini belirten Kurum, insanlığın sürdürülebilir bir geleceğe ulaşmasının yegane yolunun tüm ülkelerin eşit haklara sahip olduğu bir dünya düzenine erişmek olduğunu vurguladı.

Kurum, konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da ifade ettiği gibi kimseyi geride bırakmayan bir anlayış değişimi ve daha adil bir dünyayı kurmanın hedeflendiğini aktardı.

"Kuraklığın küresel maliyeti 300 milyar doların üzerinde"

Bakan Kurum, iklim krizinin sadece çevresel bir mesele olmadığının altını çizerek, insanlığın geleceği için de önemli bir başlık olduğunu kaydetti. Kuraklığın küresel maliyetinin yıllık 300 milyar doların üzerinde olduğunu vurgulayan Kurum, dünya nüfusunun yarısının yılın en az 1 ayında su kıtlığı yaşadığını, 2035 yılına kadar elektrik ihtiyacının yüzde 40 ile 50 arasında artmasının beklendiğini söyledi. Ayrıca küresel iklim finansmanı ihtiyacının yıllık 7,5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde olduğunu, bugünkü finansmanın ise yalnızca 1,9 trilyon dolar düzeyine ulaşabildiğini belirtti.

İklim krizinin etkilerinin geri döndürülemez şekilde derinleşmeden harekete geçilmesi gerektiğine vurgu yapan Kurum, Türkiye'nin COP31 vizyonunu şu sözlerle anlattı:

"COP31'i yalnızca yeni taahhütlerin dile getirildiği bir platform olarak görmüyoruz. Biz COP31'i; küresel bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor, sürece, güçlü bir tecrübe ve net bir vizyonla hazırlanıyoruz. Krizlerde üstlendiğimiz yapıcı rol, insani meselelerdeki etkinliğimiz ve çözüm odaklı diplomasi anlayışımızla hem masada hem sahadayız. Eğri oturup doğru konuşalım. Artık dünya şunu bekliyor ve söylüyor, 'Daha fazla söz söylemeyin, daha fazla sonuç üretin.' Halklarımızın bu beklentisine cevap vermek zorundayız. Çok taraflı sistemde, güveni yeniden tesis etmeliyiz. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında samimi iş birliğini güçlendirmeliyiz. Uyum politikalarının dengeli bir şekilde ilerletilmesine imkan tanımalıyız. COP31 Başkanlığı olarak, bu konuda somut adımlar için çalışacak; finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme gibi başlıkları, COP31'in tam kalbine koyacağız. Çünkü finansman yoksa dönüşüm olmaz, teknoloji yoksa hızlanma olmaz, kapasite yoksa sürdürülebilirlik olmaz."

"Emisyonları azaltacak, döngüsel ekonomiyi güçlendireceğiz"

COP31 gündeminin atılacak somut ve ölçülebilir adımlar olacağını ifade eden Kurum, bu başlıkları şöyle sıraladı:

"Atık yönetimi alanında emisyonları azaltacak, döngüsel ekonomiyi güçlendireceğiz. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde başlayıp bugün küresel bir çevre seferberliğine dönüşen Sıfır Atık Hareketi'ni ve kazanımlarımızı tüm dünyayla paylaşacağız. Temiz enerjiye erişimi olmayan 730 milyon insan için çözüm üretmeye katkı sağlayacağız. Sanayi sektörünü Net Sıfır Hedefleriyle uyumlu hale getireceğiz. Su, tarım ve gıda güvenliği alanlarında uyum politikalarını güçlendireceğiz. Biyolojik çeşitliliği koruyan ve karbon yutak alanlarını artıran adımlar atacağız. Gençlerimizi, iklim kriziyle mücadelenin tam merkezine koyacağız. Tam bu noktada şunu özellikle ifade etmek isterim: Taahhüt niyet beyanı; uygulama ise güvendir. COP31 Başkanlığı, bu güveni inşa etmeye kararlıdır, taliptir. Türkiye, bu süreci sonuç üreten bir zemine taşımakta kararlıdır."

"Deprem bölgesindeki gibi iklim dirençli şehirleri yaygınlaştıracağız"

Konuşmasında deprem bölgesine ayrı bir parantez açan Bakan Kurum, aynı kararlılıkla iklime dirençli şehirler kurmaya devam edeceklerini belirtti. Kurum, Türkiye'de 2023 yılında büyük bir deprem yaşandığını, depremden hemen sonra Cumhurbaşkanı'nın liderliğinde 2 yılda dünyaya örnek olacak iklim dirençli 11 şehrin ayağa kaldırıldığını ve 500 bin konutun depremzede vatandaşlara teslim edildiğini söyledi. Bu bakışla iklim dirençli şehirleri yaygınlaştıracaklarını vurguladı.

COP30'dan COP31'e uzanan süreçte atılan önemli adımlar üzerinde çalışmaya devam ettiklerini belirten Kurum, Brezilya ve Azerbaycan Başkanlıklarıyla ve Avustralyalı dostlarla eşgüdüm içinde olduklarını ifade etti. Kurum, Türkiye ve Avustralya iş birliği modelinin güçlü sonuçlar elde etme vizyonu üzerine kurulduğunu, İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile COP31 müzakereler başkanlığı sürecini yürüteceklerini ve bu modelin iklim diplomasisi için yeni bir dönemi başlatan özgün bir iş birliği yapısı olduğunu aktardı.

"Antalya Deklarasyonu hazırlığı"

Bakan Kurum, Türkiye'nin Antalya'daki COP31 hazırlıklarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

"Şu anda liderler seviyesinde konuyu ele alan Antalya Deklarasyonu'nun hazırlığı içerisindeyiz. Bu noktada, ülkelerin görüşlerini de alarak COP31'de nihai hale getirmek istiyoruz. 11-12 Kasım tarihlerinde yapılacak liderler zirvesiyle COP31'i geleceğe taşıma konusunda yüksek bir irade gösteriyoruz. Eylem gündemini de görüşlere açtık ve nisan ortasında görüşleri aldıktan sonra mayıs ayında bu çalışmayı da tamamlayacağız. Haziranda bir etkinlik düzenleyerek, eylem gündemini operasyonel hale getireceğiz. Dünya turizminin gözdelerinden güzel şehrimiz Antalya, on binlerce iklim gönüllüsünü misafir etmeye hazırdır."

"Dünyanın tüm çocukları için harekete geçiyoruz"

Bakan Kurum, konuşmasının sonunda iklim kriziyle mücadele kapsamında dünyaya iş birliği çağrısında bulunarak şu ifadeleri kullandı:

"Bu çağrı, küresel bir öze dönüş çağrısıdır. Tüm insanlık olarak, doğuştan gelen fıtratımıza, bizi biz yapan özümüze geri dönmeliyiz. Bir insanlık sorunu haline gelen iklim krizine karşı niyetlerimizi, yüreklerimizi ve ellerimizi birleştirmeliyiz. Şunu tek bir an bile unutmayalım ki bir tercih yapacağız. Ya doğayı korunacak bir emanet bilen özümüze döneceğiz ya da yok ettiğimiz dünya ile beraber biz de yok olacağız. Ya mevcut gidişatı izlemeye devam edeceğiz, ya da ortak iradeyle gidişata yön vereceğiz. COP31 Başkanlığı olarak, biz tercihimizi yaptık: Sizin de desteğinizle, tüm insanlık için, dünyanın tüm çocukları için harekete geçiyoruz. COP31'deki güçlü liderliğimizle; küresel iklim diplomasisinde yeniden güveni, iş birliğini, kardeşliği ve aksiyonu hakim kılacağız. Sizleri de bu ortak iradenin parçası olmaya, çözüme katkı sunmaya ve birlikte sonuç üretmeye davet ediyorum."

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: